Kurban Bayramı ’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyar...

Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!
 
Tek özelliği şık durması değil elbette, 190 litre iç hacmi var ve emin olun sadece sizin değil, tüm akrabalarınızın gıdalarını depolamak için fazlasıyla yetiyor! UED 210 A++ enerji sınıfına giren bir model, yani hemen hiç enerji harcamıyor ve elektrik faturasının artmasına neden olmuyor. Dolap içi LED aydınlatma sistemi ve elektrik kesilse bile 48 saat boyunca gıdaları korumaya devam etmesi, sevdiğim diğer özellikler arasında yer alıyor. Bu yılki etleri bir sonraki bayrama dek ilk günkü tazelikleri ile depolamaya kararlıyım: UED 210 A++ derin dondurucu sayesinde bu mümkün oluyor! Satın almak isteyenler için bir ipucu da vereyim: http://satis.ugur.com.tr adresinden sipariş verir ve satın alma işlemleri sırasında UGURGUMUS veya UGURMOR indirim kodunu kullanırsanız, ekstra %5 indirim elde ediyorsunuz. Kampanya hakkında detaylı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.
                                        
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Palto kitap yorumu Selam! Blog yayınlarını ve gezmelerini iyice boşladım ama Haziran ayı aylık raporumla karşınızdayım! Hedefimi bu a...

Okuduklarım | Haziran 2017

Palto gogol
Palto kitap yorumu

Selam! Blog yayınlarını ve gezmelerini iyice boşladım ama Haziran ayı aylık raporumla karşınızdayım!
Hedefimi bu ay yarıladım ama bakalım, hedef gerçekleşecek mi?


Palto, basit bir öykü aslında... Başkarakter Akaki Kakiyeviç silik, horlanan bir memur; katiptir. Petersburg'un sert soğuğuna karşı eskimiş paltosu/çaputu onu koruyamaz hale gelir. Onarmak için terziye götürür ama onarılacak gibi değildir. Terzinin ısrarlarına dayanamaz ve terziden yeni bir palto dikmesini ister. Paltoya kavuşur ama... aması var! Mutluluğu kısa sürer... Peki, nasıl?
Matruşka tarzında bir başyapıt. Her okuyucunun farklı anlamlar yükleyeceği türden! Kimine göre dramatik sonla biten bir masal, kimine göre toplumsal ve ahlaki mesajlar veren bir klasik, kimine göre Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar adlı eseriyle benzerlik gösteren, başkarakteriyle kıyaslanan bir eser. Bakalım size göre hangisi?
Severek, keyifle okudum, kesinlikle tavsiyemdir.

Firefight brandon sanderson
Firefight kitap yorumu

Firefight, Steelheart serisinin ikinci kitabı.  İnsanların özgürlüğü için savaşan birbirinden güçlü Epiklerle mücadelesi yine tam gaz devam ediyor. Herkesin gözü kahraman David'in üzerinde olsa da onun aklı Megan'da! 
Serinin ilk kitabında, buradan göz atabilirsiniz, Newcago'da hiyerarşi sitemi mevcuttu; Steelheart yönetiminde Epikler ve ezilen halk fakat ikinci kitapta, Manhattan'da, yeni Babilar'da düzensizlik hakim ve inanılmaz güçlere sahip Epikler mevcut! Açıkçası "Steelheart neymiş ki bunların yanında!" dedim. Özellikle Yüksek Epik Regalia, Obliteration ve Newton'un gücü, olay olay olay...
Brandon Sanderson bu seri ile katladı ki ne katladı! Daha ilk sayfada başlıyor aksiyon düşünün ilerisini... hayal gücü, olayları bağlayışı, karakterler ve karakterlerin sahip olduğu güçler, mücadele... Dinamik bir heyecan! O kadar sürükleyiciydi ki hele final, muazzamdı, beni çok şaşırttı ve mutlu etti. Tatmin olmanın verdiği coşkuyu yansıtıyorum değil mi? Serinin üçüncü kitabı için sabırsızlanıyorum! Fantastik, aksiyon seviyorsanız, kaçmaz! Zaten Dex yeniden bastı kitapları kaçırmayın! Calamatiy'de görüşmek üzere...

Karanlık Sular paulo hawkins
Karanlık Sular kitap yorumu

Karanlık Sular, Londra'da bulunan Ölüm Göleti'nin hikayesi, bir polisiye. Nel Abbot ölmeden önce yardım istemek için kız kardeşi Julia/Jules'i arar ama Jules aramalarına cevap vermez. Nel'in ölüm haberi gelir ve Jules yaşadığı travma sonucu ayak basmadığı kasabaya geri dönmek zorunda kalır üstelik Nel, kızı Lena'yı ona emanet etmiştir. 
Ölüm Göleti, zulme uğrayan, dışlanan, uyumsuz kadınların cesetlerinin bulunduğu yerdi. Mistik göletin hikayesini araştıran hatta kaleme alan Nel'in cesediyle hikaye direkt başlar. Kitap boyunca başına neler geldiğini, katili öğrenmeye çalışıyorsunuz. Ama karakter sayısı bir hayli fazla, ister istemez not almak zorunda kalıyorsunuz ve hepsinin hikayesi gölet ile ilintili.
Paula Hawkins'ten okuduğum ilk kitaptı, yazarın da ikinci kitabı. Tanık olduğum hikayelerden bazıları etkileyiciydi ama gerilmedim de heyecanlanmadım da. Benim için orta düzeyde bir kitaptı. Trendeki Kızı okumadığımdan kıyaslama yapamıyorum ama her ikisini de okuyanlar neler düşünüyor merak ediyorum!

Kalpsiz marissa meyer
Kalpsiz kitap yorumu

Kalpsiz; Marissa Meyer, sevilen hikayeleri siber ortama uyarladığı, sevilen karakterleri bir araya getirdiği Ay Günlükleri serisiyle bir çoğumuzun beğenisini kazanmış yazar, değil mi? Hayal gücü ile çok şaşırtmıştı, peki seriden bağımsız kitabı Kalpsiz?
Alice Harikalar Diyarı öncesine dayanan, Kupalar diyarındaki en yetenekli pastacı olan genç bir kızın, Catherine Pinkerton'un, nasıl Kupa Kraliçesi olduğunu anlatan kitap.
Kitap her ne kadar uzun tutulmuş olsa da okuması hızlı ve keyifliydi. Sürekli bir orijinallik aradım, "şaşırtmayı seven bir yazar" diye hafızamda yer etmişti ve beklentim o yöndeydi ama nafile, yazar ters köşe yaptı, seyir olması gerektiği gibi ilerledi, şaşırtmaca yoktu, zaman zaman tek düze ilerleyiş sıkmaya başladı ta ki 370'li sayfalara gelinceye kadar, sonrası benim için beklediğim şekildeydi, hele ki final olması gerektiği gibiydi! Beni finalden kazandı ama, aması var?! Bence homojen dağılım yoktu, gelişmede kısır döngüye kapılıp, Cath'in halleri, tepkileri vs., son sayfalarda can alıcı, duygu yüklü kısımlar yüzeysel, bir iki cümleyle geçiştirileceğine daha iyi betimleme yapılsaydı, on numara beş yıldız olabilirdi. Okuyucun hayal gücüne bırakılmış yerlerdi, kısa kesilmişti.
Ay Günlükleri ile kıyaslarsam tabii ki açık ara önde ama Kalpsiz'i de okuyun derim, beklentiyi yüksek tutmadan şans verilesi cinsten!

Hayalperest Munoz Ryan
Hayalperest kitap yorumu


Hayalperest, hayal kurmak insanı zayıflatır mı? Peki gece gündüz hayallerle yaşayan, hayatındaki her bir ayrıntıya önem veren bir çocuk için hayal kurmamak ne derece mümkün hele ki sadece düşlerinde yolculuğa çıkabiliyorsa?
Neftali Reyes, sekiz yaşında yataktan çıkamayan, hasta, ince yapılı bir çocuk ve onun hikayesi... Pam Munoz Ryan'ın kalemi, Peter Sis'in çizimleri ile Hayalperest! Hem duygusal hem eğlenceli, "iyi ki okudum" dediğim bir kitap oldu! Çok sevdim! Hatta yazar, finalde yaptığı sürprizle yüzüme kocaman bir tebessüm yerleştirdi! Sorgulayıcı, düşündürücü genç, yetişkinlere özel sıcacık, samimi kısa bir biyografi tadında.Tavsiyemdir, okunmalı!

Dilek Şurubu micheal ende
Dilek Şurubu kitap yorumu

Dilek Şurubu: Momo, Özgürlük Hapishanesi sonrası sıra Dilek Şurubu'na geldi!.  Kitap bölümleri birbirini kovalayan akrep ve yelkovanla ilerliyor; saat 17.00, 7 saat sonra, yılın son gününde, kilise çanları çaldığında nasıl bir son bekliyor? İyiler mi kazanacak kötüler mi? Heyecanlı bekleyiş...
Hayvanlar Yüksek Şurası tarafından gönderilen iyileri temsil eden iki ajan, karga Yakup Sarsak ve kedi Fellahoğlu Fellah'ın, dünyayı yok edecek kötülükleri yapması için sadece 7 saati kalan İblis Şarlatan ile teyzesi Zalime Vampirsoy'la mücadelesi... Bay Büyücü ile Bayan Cadı'nın amacına en kısa yoldan ulaşabilmesi için tek bir yöntem vardır o da sihirli dilek şurubu. Şurubun hazırlanma süreci, ikili arasındaki çıkar çekişmesi, ikilinin kötü dileklerinin gerçekleşmesine engel olmak için seferber olan minik ajanlar ve ilerleyen saat...
Çok eğlenceliydi, iksir hazırlanırken söylenen sihirli sözcüklerin ahengi, kedi ve karganın tatlı sert atışmaları, kötülüğün hakkını veren teyze ve yeğen, her şey seyrindeydi, buna illüstrasyonlar da dahil! Kitap elimden düşmedi, kısa sürede de bitti. Sanırım Ende'nin bulunabilen kitaplarından biri, tavsiyemdir, umarım siz de en az benim kadar keyif alırsınız! Fantastik ders verici bir kitap arıyorsanız doğru adres; Micheal Ende'nin eserleri! Kabalcı yayınevinden olan bu eserler yeniden basılmalı, lütfen biri duysun!

Çöllerin Asisi Alwyn Hamilton
Çöllerin Asisi kitap yorumu

Çöllerin Asisi: Kitabın arka kapak yazısını okuduğumda bir hayli heyecanlanmıştım çünkü farklı uygarlıkların mitolojisiyle; simurgların, elflerin geçtiği, cinler, cindölleri, kulbastılar, tendeğiştirenler, buraklarla harmanlanmış Binbir Gece Masalları'na kadar uzanan bir kurgudan bahsediliyordu fakat serinin başlangıç kitabı için tanıtımı kadar ihtişamlı değil, orta düzeydeydi.
Armani, teyzesi ve eniştesiyle yaşayan bir çöl kızı, keskin nişancı. Eniştesinin onunla evleneceğini öğrenince hayallerini süsleyen Izman şehrine gitmek ister, kaçış planları yapmaya başlar ama işler istediği gibi gitmez, bir anda kendini gizemli bir adamla, Jin'le, çöl diyarında askerlerden kaçarken bulur ve hayatına, kendine dair gerçeklerle yüzleşir...
Yazarın kalemi akıcıydı, çeşitlilik bol olduğu için sıkılmadım ama bazı yerlerde bana göre kopukluklar vardı, bağlantı kuramadım, her ne kadar anlatım yalın olsa da olay yeterince detaylandırılmamıştı. Sırf bu yüzden kitabı zaman zaman yerdiğim oldu. Bunu birlikte okuduğum........ çok iyi bilir! Ama... yine de bu tılsımlı çöl diyarı, serinin diğer kitaplarıyla daha iyi hale gelecektir diye umut ediyorum!
İlk kitap, yazarın da ilk kitabı, ortaya koymak istediği dünya güzel, heyecan verici illa ki toparlayacaktır... Beklentiyi yüksek tutmadan okuyabilirsiniz, belki siz seversiniz zira grupta fikir ayrılıkları hakimdi, yorumlarına bakmadan geçmeyiniz!!!

Mutlu Prens oscar wilde
Mutlu Prens kitap yorumu

Mutlu Prens 'i, Modern Klasikler Dizisi'nde görünce bir hayli sevindim, buna Alice Harikalar Diyarında da dahil! Mutlu Prens'in çevirmenleri, Hasan Ali Yücel Serisi'ninki ile aynı ama içerik farklı...
Kitapta Mutlu Prens'in yanı sıra  Harika Fişek, Bencil Dev, Bülbül ve Gül, Vefalı Dost adlı kısa öyküler de yer alıyor. Her hikayeden bakalım nasıl dersler çıkartacaksınız? Benim için Bülbül ve Gül hikayesi bir hayli etkileyiciydi.  Keyifle okuyacağınız bir klasik, tavsiyemdir.

Nereyi seversen orası senin dünyandır.
Ölüm, bir kırmızı gül için çok yüksek bir bedel, yaşam ise herkes için değerli.
Parasız Yatılı füruzan
Parasız Yatılı kitap yorumu


Parasız Yatılı, Gül Mevsimidir'den sonra okuduğum ikinci kitap ama Füruzan'ın ilk kitabı ve ödüllü; Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazanmış.
Acılı, sıcak, içten hikayelerin yalın anlatımıyla yine bende iz bıraktı, Füruzan! Kişileri iyi tanımlayarak anlatımda detaylara önem vermişti. Her kişi bir m
12 hikayeden oluşuyor kitap. Kadınlar, göçmenler, çocuklar üzerine kurgulanan umut, sevgi dolu kalpler... Bir kere okunup atılacak türden olmayan hem kısa hem uzun hikayeler, en uzunu da son hikaye Haraç. Parasız Yatılı, Edirne'nin Köprüleri ve Haraç benim için bir tık daha öndeydi!
Öykü yazmanın hakkını veren, Çağdaş Edebiyat'ın kadın yazarlarından olan Füruzan'la tanışmak için ideal bir tercih olabilir, seveceğinizi düşünüyorum, tavsiyemdir.

Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor
Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor kitap yorumu

Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor, evrenin tüm sırlarını keşfetmeye niyetlenen iki arkadaş, sırları bulduğunda neler yapacak? Dünyayı değiştirebilecekler mi? Keşfe hazır mısınız?
Aristo'nun anlatımıyla okuyoruz kitabı. Aristo kendinden 12 yaş büyük ikiz kız kardeş ve 11 yaş büyük erkek kardeşe sahip evin en küçük bireyi. Hayat onun için çok gizemli kendisi de bir o kadar gizemli, içine kapanık ve gizemli dünyasının tek sakini, sınırlarından kimse geçemiyor ta ki Dante ile tanışana dek. Yüzme öğrenmeye gittiği yerde bir araya gelir ikili ve ilişkileri beklenmedik şekilde ilerlemeye başlar... Dante evin gözdesi, tek oğludur, analitik düşünme yeteneği yüksek, çözüm odaklı biri... Gizem meraklısı Aristo için heyecan uyandırıcı! Birbirini tamamlayan arkadaşlık, gizem avcıları! İp uçlarını bir araya getirerek kendi dünyalarına yaptıkları yolculuğa sizi de sürüklüyorlar...
Böyle bir kitap, okuması kolay, bir oturuşta bitecek cinsten, çerezlik. Kitabın ilk yarısı çok eğlenceliydi, arkadaşlık, yazarın kalemi, anlatmak istedikleri, "ben olsam bu şekilde ifade etmek isterdim" dediğim benzetmeler... her şey iyi gidiyordu ama arkadaşlık boyutu, finale doğru beklediğim gibi ilerlemedi, biraz düşük geldi, başka türlü hayal etmiştim, yazarla paralel ilerlemedi maalesef ki! Yine de eğlenceli bir kitaptı ve bu ay okuduğum en hızlı kitaptı! Kafa dağıtmak için, sıcak yaz aylarında okunacak cinsten, bir şeyler ararsanız, tercih edilesi!


<<<  Ocak aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Şubat aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Mart aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Nisan aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<< Mayıs aylık rapor >>>  buradan <<<



Kitapla kalalım, herkese keyifli iyi okumalar!!!

Kitap yorumlarımı  @bookandcoffee__ adresimden de takip edebilirsiniz!

Goodreads: Kfenomeni

Twitter: Kfenomeni

Facebook: Kore Fenom ve Kore Fenomeni

G+ topluluk sayfamıza da bekleriz: Blog & Blogger Paylaşımları Kore Fenomeni




Mayıs ayında okuduklarım Selam, bu ay Londra'da olduğum için yanıma kısa kitaplardan almıştım. 14 kitap okuyabildim. Ve bunları si...

Okuduklarım | Mayıs 2017

yeni çıkan kitaplar 2017
Mayıs ayında okuduklarım
Selam, bu ay Londra'da olduğum için yanıma kısa kitaplardan almıştım. 14 kitap okuyabildim. Ve bunları sizinle paylaşmak istedim.

Beauty and the beast
Güzel ve Çirkin kitap yorumu

Güzel ve Çirkin, masalı bilmeyenimiz yoktur, o yüzden konusuna değinmeyeceğim ama Walt Disney'in film öyküsü olarak sunumu, kitabın kapağı çok güzeldi. Puntosu da büyük olduğu için bir oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. Tavsiyemdir.

Sırça Fanus Slvyia Plath
Sırça Fanus kitap yorumu

Sırça Fanus,  Amerikan edebiyatının melankolik prensesiymiş, Slvyia Plath. Şiirlerini hiç okumasam da tek romanı olan Sırça Fanus'u okudum. Otobiyografi tadında, yaşantısı ile paralel ilerleyen kitap yayınladıktan bir ay sonra Slvyia Plath intihar ediyor, ailesi kitabın yeniden basılmasını istemiyor, fakat bazı bölümler çıkartılarak  basılıyor.
Kalemi iyi, üslup akıcı olduğu için hızlı okunuyor ama herhangi bir aksiyon yok, benim için can alıcı nokta, dolayısıyla biyografi tarzında ilerleyen kurgular zamanla beni sıkmaya başlıyor.
Ester Greenwood başarılı bir üniversite öğrencisidir. Burs ile Newyork'a gelir. Ünlü bir moda dergisinde stajyer olarak çalışır. Arkadaşlarıyla ve eğlence hayatıyla kitabın yarısına geliyoruz ama sonrası depresif haller, tükenmişlik sendromu sonucu intihar girişimleri üzerine ilerliyor. Final ise beni tatmin etmedi, eksikti. Etkileyici miydi? Ben pek etkilenmedim ama haliyeti ruhiyenize göre değişebilir. Bu tarz kitapları moral, motivasyon yerindeyken okumak daha mantıklı diye düşünüyorum. Tercih sizin, psikolojik yönü baskın olan, feminist duygular barından iç dünyaya yolcukları, biyografi türünü seviyorsanız okuyun derim.

Ölüm Korkusunu Yenmek Irvin Yalom
Ölüm Korkusunu Yenmek kitap yorumu

Ölüm Korkusunu Yenmek, İngiltere'ye gideceğim için kısa kitaplar arayışındaydım, ex-kabalcı'da,  rebooklica'da dikkatimi çeken Irvin Yalom kitabı. Arka kapağını okuyunca beklentim bir anda arttı, etkileyiciydi ama elime alınca hevesim kursağımda kaldı. Bu kısa kurgu aslında anı. Mezuniyet sonrası buluşmada karşılaşan iki arkadaştan biri, Bob, suskunluğunu bozar, geçmişinde, gençliğinde yaşadığı korkuyu, hayatta kalma mücadelesini anlatır, ve ölümle yüzleşir.
Psikoterapi tadında işlenen kısacık bir kitap çok fazla detay vermek istemiyorum, içeriği biraz derin, herkesin farklı şeyler yakalayacağını düşünüyorum ama "a bunu mu demek istemiş, nerede?" diyen de olabilir. Kabalcı yayınlarından olduğu için temini kolay mı bilmiyorum, eğer denk gelirse de okuyun derim.

Katip Bartleby Kırmızı Kedi Klasikler
Katip Bartleby kitap yorumu

Katip Bartley, Kırmızı Kedi yayınlarının klasiklerinden de okumak istiyordum, iki kitabını aldım birincisi Katip Bartley ikincisi ise Ceza Sömürgesi. Kitapta Mühürdarlık bürosunun sahibi, avukatın anlatımıyla çalışanlarından Katip Bartley'in enteresan kişiliğini ve hayat felsefesini öğreniyoruz. Katip Bartley verilen işi özenle, kusursuz yapan biriyken zamanla kendisiyle bütünleşen "yapmamayı tercih ederim" sloganıyla işvereninin isteklerini yerine getirmemeye başlar, bir nevi pasif direniş. Bir tarafta yapmamayı, çalışmamayı tercih eden Katip Bartley, diğer tarafta sabrı sınanan işveren, ikili arasındaki gelişmeler... Yine kısa, okuması kolay, yalın, akıcı üslup, tavsiyemdir.

Ceza Sömürgesi Kırmızı Kedi Klasikler
Ceza Sömürgesi kitap yorumu

Ceza Sömürgesi, her sayfasında tüylerimi diken diken eden, "bu kadar da olmaz Kafka, ne yapıyorsun" nidalarıyla ne ara sona geldim bilemedim. Peki, nasıl sindirilir? Kısa, çarpıcı, düşündürücü!
Adı verilmeyen bir adada, suç ve ceza arasındaki ilişkiye Gezgin adlı kişinin aracılığıyla tanık oluyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek kişide toplandığı bir subay, akıl almaz bir mekanizma, suçlu ya ya suçsuz olmasına bakılmaksızın cezaya mahkum edilme durumu üzerine kurgulanan ürpertici bir kitap. Okunası, tavsiyemdir.
 İşlemin haksız ve idamın insanlık dışı oluşundan en ufak bir kuşku duyulmazdı.
Çocukluğun Soğuk Geceleri Tezer Özlü
Çocukluğun Soğuk Geceleri kitap yorumu

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü'nün kalemi ile tanıştım tanışmasına ama "mutlaka okunmalı, çocukluk dönemi bu kadar güzel anlatılırdı" gibi gibi iddialı cümleler kuracağım kitap değildi. Kalemi akıcı, sade ama beni etkilemedi, maalesef. Melankolik durumları okumaktan keyif almadığım için mi yoksa bir şeyleri mi kaçırıyorum, bilmiyorum?

Ölü Kelebeklerin Dansı Hüsnü Arkan
Ölü Kelebeklerin Dansı kitap yorumu

Ölü Kelebeklerin Dansı, Hüsnü Arkan'dan okuduğum ilk eser ama bu bir başlangıç, devamı da gelecek belli ki! Kitap, başlarda anestezi etkisi altında olup da uyanık kalma halini anımsattı bana, heyecanlandım, hatta "Awake" filmi geldi gözümün önüne ama çok başkaydı ve iyiydi.
Ölüler yaşayamaz bunu biliyoruz ama ölü olduğu söylendiği halde, konuşabilen, duyabilen, düşünebilen biri varsa? Ve bu biri ölümünü/öldürüldüğünü hatırlamıyorsa?
Ölümünün on altıncı gününden itibaren günlük tutmaya başlayan Haldun'un hikayesi. Ölümden öncesi ve sonrası arasında geçen döngü... Öldüğü geceyi hatırlamaya, ölümü ise kabullenmeye çalışıyor.
Keyifle okuduğum bir kitaptı, başlangıcı kadar bitişi de tatmin ediciydi. Yazarın kalemi, üslubu akıcıydı. Kurgusu da beni heyecanlandırdı, aradığımı verdiği için mutluyum ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

Ölümü kavramadan hayatı kesinlikle öğrenemezsiniz.
Hayat, her şeyden önce tasarlanması mümkün bir şeydir. Kötü tasarım için bile ruh gücü gerekir.

"Herkes görebildiği ve anlayabildiği kadarıyla yaşar zaten. Fakat aynı zamanda herkes, göremediği ve anlayamadığı kadarıyla bir ölüdür. Yaşam ve ölüm... bunları kim ayırabilir? Şu anda, göremediğin ve anlayamadığın kadarıyla yaşıyorsun sen! Ve yakında, umarım uzun sürmez, görebileceğin ve anlayabileceğin gibi, bir ölüsün.."

Adı Dilimin Ucunda Pascal Quignard
Adı Dilimin Ucunda kitap yorumu

Adı Dilimin Ucunda, "Dünyanın Bütün Sabahları" adlı eseri ile bilinen Pascal Quignard, 2002 yılında Goncourt ödülünü alan Fransız edebiyatının önemli yazarlarındandır. Adı Dilimin Ucunda ile Pascal Quignard eserlerine başlamak istedim. Keyifle okuduğum bir masaldı. Masaldan sonra Medusa üzerine kısa inceleme ve konuyla ilintili felsefi yaklaşımlarla harmanlanan bölümler yer alıyor. Tavsiyemdir.

Tüm adlar dilin ucundadır. İşin sanatı, gerektiğinde onları çağırabilmek, minicik ve kapkara bedenleri böylelikle yeniden canlandıracak bir sebeple çağırabilmektedir.

Yazmak yitirilen sesi duymaktır.
Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez
Kırmızı Pazartesi kitap yorumu

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez'den okuduğum ilk kitaptı. Yaşanmış bir olayı kaleme alıyor, Marquez, namus cinayeti.
Cinayetin işleneceği zaman hatta cinayeti kimin işleyeceği dahi bilinmesine rağmen kayıtsız kalma, göz yumma durumu. Bir tarafta şüpheli, bir tarafta katil olmak istemeyen ama onuru, gururu için mecbur bırakılanlar... Cinayetin arka planı, toplumun ruh hali, halkın ortak davranış şekli, yargısız infaz, hazin son.
Hikaye her ne kadar Kolombiya'da geçiyor olsa da bizde de aynı durumlar maalesef ki hala var, bu yüzden verilen tepkileri yadırgadım ama batıl inançlar, adetlerin benzerliği beni şaşırttı. Kurgu daha ilk cümleden kendini ele verince geriye detaylar ve yazarın kalemi kalıyor, sevilmesi de bundandır. Tavsiyemdir.

Bana bir önyargı verin dünyayı yerinden oynatayım.
Bazen Bahar Melisa Kesmez
Bazen Bahar kitap yorumu

Bazen Bahar, Melisa Kesmez'in ödüllü kitabını nihayet okuyabildim. 10 hikayeden oluşan bir kitap. Hikayeler etkileyici, dokunaklı... illaki kendinizden bir şeyler buluyor, başkarakterlere kendinizi dahi koyabiliyorsunuz. Bir o kadar samimi, içten dökülmüş cümleler, kelimelerin raksı... Benzetmeler beni benden alan kısımdı, çok iyi tasvir edilmişti, "bu kadar güzel tanımlanabilirdi" demeden edemedim. Edebi yönü olsun, yerli olsun diyorsanız gözü kapalı alıp okunası, tavsiyemdir. Kesmez'in üslubu ile tanışmalısınız!
Hayat, bazen bahar...
Yaşanmış hikayelerden açılan boşluğa, yaşanacak hikayeler gelip oturacaktı birazdan.
Matmazel De Scudery ETA Hoffmann
Matmazel De Scudery kitap yorumu

Matmazel De Scudery, klasik olmanın gerektirdiği noktalar üzerinde derinleşen bir novella, kısa kitap. 14. Louis döneminde geçen hikayede, ileri gelen, asilzadelerden yazar Matmazel de Scudery 'in bakış açısıyla akıl almaz cinayetin çözümlenme şeklini, katilin kim olduğunu öğreniyoruz. Yazarın kalemi akıcı, sürükleyici ki çeviri de iyiydi, kolay okunabilir bir klasik. Tiyatro, opera ve sinemaya uyarlanan bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
En korkunç vesveseler en kutsal bağları koparıyordu. 
İnci John Steinbeck
İnci kitap yorumu

İnci, John Steinbeck'ten etkileyici, masalımsı novella. Sade, yalın anlatımla fakir, inci avcısı Kino'nun hikayesi; iyi kötü, ezen ezilenlerin olduğu, tutku ve umudun yanı sıra açgözlülüğün, zulmün hikayesi de. İncinin uğuruna inanan, elindekiyle daha iyi yaşantıyı arzulayan Kino'nun,  incinin lanetini yaşatanlarla mücadelesini merakla, bir çırpıda okudum ve sonuna inanmak istemedim. Etkisini hiçbir zaman yitirmeyecek edebi eserler arasında yer alan kitap, okunmalı diyorum.

Gizli Başyapıt Balzac
Gizli Başyapıt kitap yorumu

Gizli Başyapıt, offf Balzac etkisi!!!... Soluksuz okuduğum kısa metindi. Giriş kısmında Samih Rıfat diyor ki " Bu olağanüstü metni ilk kez okuyacakları kıskanıyorum!" böyle iddialı cümlelerle beklentim ayyuka çıkınca çoğu zaman tatmin olamıyorum ama bu sefer aksine, şaşkınım, ne güzeldi.
Efsanevi öyküde başkahraman Frenhofer'e, hayran kalmamak elde değil, mükemmeli, kusursuzluğu arayan ressam... Onun için eserlerde birebir yansıtmak, taklit etmek yerine ruhu dışa vurmak esas olan! Bulguları, tutkusu, eleştirileri, soyut sanat kavramı...
İnce ve derin bir eser, klasik. Zorlamıyor, ama her cümle de yoğun! Tasvir ve felsefik yaklaşımlarla süslenmiş, modern sanat öyküsü okunmalı diyorum, tavsiyemdir.


Kırmızı Defter Paul Auster
Kırmızı Defter kitap yorumu

Kırmızı Defter, rastlantı, mucize üzerine kurulu, garip ama gerçek, yaşanmış hikayelerin derlemesiyle oluşan kitap, Londra metrosunda git gel yaparken bitti, gitti. Okuması keyifli, samimi içten hikayeler akıcı üslupla kaleme alınmış! Hikaye okumayı seviyorsanız güzel bir tercih ve yazarın dünyasını anlayabilmek için de iyi bir başlangıç olabilir, çünkü kendi hayatından kesitlere de yer vermiş, okudukça şaşıracağınız yerler de muhakkak olacaktır, sürprizli, albenili, okumaya değer! Hikayeleri okuduktan sonra yaşadıklarımı ve etrafımda tanık olduğum yaşantıları düşündüm, tesadüflerin gizemini bir yere not etmek istedim. Etkileyici! Bir başka Paul Auster kitabında görüşmek üzere...

Cebinde bir kalem varsa, büyük olasılıkla bir gün onu kullanmaya başlamak gelecektir içinden.
<<<  Ocak aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Şubat aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Mart aylık rapor  >>>  buradan  <<<

<<<  Nisan aylık rapor  >>>  buradan  <<<



Kitapla kalalım, herkese keyifli iyi okumalar!!!

Kitap yorumlarımı  @bookandcoffee__ adresimden de takip edebilirsiniz!

Goodreads: Kfenomeni

Twitter: Kfenomeni

Facebook: Kore Fenom ve Kore Fenomeni

G+ topluluk sayfamıza da bekleriz: Blog & Blogger Paylaşımları Kore Fenomeni

The Plough Pub önü otobüs durağı  Selam! Nasılsınız? Londra macerama bir yerden başlamalıyım, değil mi? Şu an otel odasında...

Londra Seyahati | Heathrow - West Drayton


The Plough bus station
The Plough Pub önü otobüs durağı 

Selam! Nasılsınız?

Londra macerama bir yerden başlamalıyım, değil mi?

Şu an otel odasında keyif yapıyorum, fırsat da bulmuşken blogumla ilgilenmek istedim. Hem iş -eşim için geçerli durum- hem de tatil amaçlı bir ay boyunca Londra'dayız ama merkeze uzaktayız. Çünkü iş yerine yakın bir otelde kalıyoruz, yani Heathrow'da, otelde Holiday Inn Heathrow M4. Gitmeden önce odalarına baktığımda iç geçirdiğim bir oda vardı ona da denk düşünce çok sevindim.

Holiday Inn Heathrow M4 rooms

Holiday Inn Heathrow M4


4 saatlik uçuş olduğu için film izleyeyim dedim, biri Patrick Ness'in kitabını okuduğum, yorumu için buraya"A Monster Call" fena değildi, sevdim. Sonra kahvaltı verildi. Yine bir film daha izleyeyim dedim, kitabını çok gördüğüm ama okumadığım Tim Burton filmi, Bayan Perge'nin Tuhaf Çocukları. İzlerken nedense uykum geldi, yorgundum, uyumuşum. Sonra eşimin izlediği yerli filmi izleyeyim dedim, çünkü yanımda paso kıkır kıkır gülüyordu. İbrahim Büyükak'ın hem yazdığı hem de oynadığı filmi, Küçük Esnaf'ı izledim ve ben de başladım kıkırdamaya, enerjim bir nebze de olsa yükseldi. Neyse geldik Heathrow havalimanına! Valizleri ve elektronik cihazlarımızı -tablet, laptopları teslim ediyorsunuz görevlilere, ABD ve UK prosedürü, kaç kere kontrolden geçsen de yanına vermiyor-  aldıktan sonra, makinelerden sim kart aldık. 

Bizi buz gibi bir hava karşıladı, iyi ki mont almışım diye şükrettim. Tamam, sürekli yağmurlu geçen havası olduğunu biliyordum ama ne bileyim bir umut, en azından bu kadar soğuk olmaz diyordum. Ve otele gitmek için H1 otobüsüne bindik. Hangi otellere hangi otobüs gidiyor, yazıyor, no panic! Yakın mesafe ise taksi, değilse metro da tercih edebilirsiniz.

İlk gün  -önceden de gittiği için- eşim, Heathrow - West Drayton arasında, alışveriş yapabileceğim, yürüyebileceğim yerleri gösterdi. Her yer market, alternatif çok ama saatleri enteresan 18 gibi hayat bitiyor, sadece bir market vardı, 24 saat açık olan neyse... Sonra yemek yedik, otele geçtik, odamıza çekildik.

West Drayton
West Drayton - Zone 6


Sipson Road West Drayton
Sipson Road - aynı tarz evlerle donatılmış sokaklar


B&B Hotel West Drayton London
B&B Hotel - butik otel

West Drayton station



KFC london
KFC ile açılışı yaptık =( (=


Bulunduğumuz semtle yetinmek zorunda kaldık, hem hava kötüydü hem yol yorgunluğu olduğu için merkeze doğru açılamadık. 

Şimdilik bu kadar! 

Önceden gittiyseniz, tavsiyeleriniz varsa paylaşırsanız sevinirim?!

Londra çekimleri ile görüşmek üzere!

Sevgiler...










chicago typewriter korean drama  Selam!!!  Heyecanlıyım ve hemen paylaşmak istedim! Geçenlerde 2017 Kore yapımlarından oluşan bi...

Chicago Typewriter | Kore Dizisi 2017

chicago typewriter kore dizisi 2017
chicago typewriter korean drama 

Selam!!! 
Heyecanlıyım ve hemen paylaşmak istedim!

Geçenlerde 2017 Kore yapımlarından oluşan bir kolaj yapmıştım, buradan göz atabilirsiniz. Yorumlarda suruyashi tavsiye etmişti, ben de çok merak ediyordum ve başladım, arka arkaya da izledim. Böyle yapımları izlemekten keyif alıyorum.

*Dizi 16 bölümden oluşuyor, 10 bölümü yayınlandı.*

chicago typewriter tumblr
1930'lu yıllarda üçlü

Dizi,  1930'lu yıllarda  yaşayan üç kişinin, reenkarnasyonla, günümüze tekrar gelmesi üzerine kurgulanıyor. 

Bu üç kişi:

1. Kitapları çok satan yazar, Han Se Joo / Seo Hwi-young

2. Bu yazarın fanı iken anti-fanı olan, Jeon Seol  / Ryu Soo-hyun

3. Gizemli hayalet yazar. Yoo Jin Oh / Shin Yool

chicago typewriter oyuncuları
1. -2. -3.

İlham perisi hayalet gibidir. Bazen davet edilmeden de gelir.  ~Stephen King
Yazdığı kitaplarla Newyork bestsellers'ta birinci sıraya oturan, Kore'nin Stephen King'i, Han Se Joo ~Yoo Ah In, imza günü için gittiği kafede, antika bir daktilo dikkatini çeker ve almak ister. Kafe sahibi her ne kadar yazarın hayranı olsa da maddi değeri fazla olan, tuş sesleri kurşun gibi çıkan, Güney Kore yapımı,  Chicago Typewriter adlı daktiloyu satmak istemez. Bu gizemli daktilo sayesinde kafe sahibinin başına esrarengiz bir olay gelir ve daktiloyu yazarın evine kargolar, teslimatçı da onun hayranı Jeon Seol'dur ~Lim Soo Jung. Yazarı görmek, bir imza almak için yanıp tutuşan Jeon Seol için hayal edemeyeceği bir fırsattır ama hayal ettiği kadar kolay değildir. Pes etmez, zoru başarır ve yazarla karşı karşıya gelir, kitapların yazıldığı odayı görür hatta onunla kahve içer.


Han Se Joo and Jeon Seol chicago typewriter
Han Se Joo and Jeon Seol

İkilinin yolları tekrar kesişir, yazarın tepkisi çok farklıdır çünkü Jeon Seol'un bir araya gelmek için türlü bahaneler uydurduğuna inanır ve sitem eder, böyle hayranlara ihtiyacı olmadığını söyler. Jeon Seol hayal kırıklığına uğrar. Bir daha karşılaşmamak için kendi kendine söz verir ama nafile... Kader bir şekilde ikiliyi bir araya getirir, ikisinde de tuhaf ama aynı hisler mevcuttur. İkili bir anda bir şey anımsar, zaman, mekan kavramlarının olmadığı yolcuklara çıkar. Jeon Seol'le karşılaştıktan sonra hayatı allak bullak olan Han Se Joo, başına gelen bir olayın etkisiyle de artık odaklanıp yazamaz. Yayınevinin baskısı altında kalan Han Se Joo iyice çıkmaza sürüklenir. Yayınevi arkasından sürekli iş çevirir, hayalet yazar -yazarın kimliğini kullanıp yazdıklarını piyasaya süren- bulma fikri ortaya atılır. Han Se Joo tükenmişlik sendromundayken hayalet yazar Yoo Jin Oh ~Go Kyung Pyo bu fırsatı değerlendirir, adını Chica Typewriter olarak belirlediği hikayenin bölümlerini arka arkaya girer, hikaye çok tutulur, yeni projeler gelmeye başlar fakat mekan, zaman kavram karmaşası yaşayan Han Se Joo kendi yazıp yazmadığından dahi emin değildir. Her şey anlaşılmaz hal alır.

Yoo Jin Oh and Seon Jeol chicago typewriter
Yoo Jin Oh and Seon Jeol

Hayalet yazarın devreye girmesiyle, Han Se Joo'nun hem ruh hem akıl sağlığı alt üst olur ve yavaş yavaş çevresi de bu durumu fark etmeye başlar.  Jeon Seol ile olan bağı, reenkarnasyon ve hayalet yazarla karşı karşıya gelme... Üçlünün 1930'lu yıllarda yaşadıkları, günümüzdeki halleri, ilintiler... Matruşka gibi bölümler...

Han Se Joo - Yo Ah In

Kill me Heal Me dizisinin senaristinin imzasını taşıyan Chicago Typewriter, beni heyecanlandıran bir dizi oldu. Umarım güzel de final verir!

İzleyenler ne düşünüyorsunuz?

Beğendiniz mi?

Kalemin en güçlü silah olarak vurgulandığı dizi, kitap severler için daha da dikkat çekici sanki =)

chicago typewriter konusu ve oyuncuları

Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

İyi seyirler...

nisan ayında okuduklarım Selam, geçen ay 14 kitap okudum, sizinle paylaşmak istedim. Bunlar: > Hobbit,   Roverandum sonrası, Yü...

Okuduklarım | Nisan 2017


okuduklarım
nisan ayında okuduklarım
Selam, geçen ay 14 kitap okudum, sizinle paylaşmak istedim. Bunlar:

> Hobbit,  Roverandum sonrası,Yüzüklerin Efendisi öncesi, tercihim Hobbit idi. Kitabı, filmden daha çok övgü alsa da ben ikisini de çok beğendim! Kitap yazarın kaleminden mütevellit akıcı ve sürükleyiciydi, zorlayıcı hiç değildi. Üstat, merakı, heyecanı her sayfada dinç tutuyor! Filmleri çıktığı yıllarda izlemiştim, okudukça sahneler aklıma geldi ama bitirince yeniden izledim, daha da keyifli oldu. Kitabı okuyunca eksiklikler gidiyor, detaylarla bütünlük kazanıyor, diyebilirim. Okumadıysanız öneririm, hele ki fantastik seviyorsanız, bu ögelerin bol olduğu Tolkein'in dünyası hiç kaçmaz! 

hobbit tolkien
Hobbit


> Kör Baykuş, Sadık Hidayet'in İran'da satışı yasaklanmış romanıdır. Eserlerinde belirgin şekilde "yalnızlık", "varoluş nedeni", "ölümü" işleyen yazarın betimlemeleri, benzetmeleri muazzamdı. Stefan Zweig'i okuduğum ilk gün ki etkiye benzerdi, hislerim... Biyografilerini okuduktan sonra ortak noktalarından biri, hazin sonlarıydı, intihardı. Dolayısıyla karamsar ve depresif hallerinin izlerini eserlerinde hissetmemek mümkün değil, neden bilmiyorum yakın geldi bu iki yazarın kalemi, bilmem bana hak verir misiniz? Neyse...
Kör Baykuş, Necatigil'in önsözü ile başlıyor, arzu ve tutkuyu doruklarda yaşayan yalnız adamın melankoli haliyle ilerliyor, döneminin yapısını, dini elitlerini eleştiren, yaşamıyla yüzleşen, gün be gün tükenen adamın hikayesi son buluyor, Bozorg Alevi'nin son sözüyle derinlik kazanıyor. Dokunaklı, etkileyici eser, okunmalı diyorum ama naçizane yetişkinler için ideal olduğunu düşünüyorum. 

Kör Baykuş kitap yorumu
Kör Baykuş

> Azıcık Acıklı Masallar, İtalya en sevdiğim ülkelerden biri, dolayısıyla ilgim büyük! Palermo, Toscana, Floransa, Venedik ve Torino masallarından oluşan, İtalyan masallarını, resimleyen Desideria Guicciardini eşliğinde, İtalo Calvino'nun kalemiyle okumak çok eğlenceliydi! Masalları seviyorum, okurken çok da keyif alıyorum. İyi niyetin, merhametin yanı sıra devlerin, büyücülerin, prens, prenseslerin olduğu o büyülü dünyalarda gezinmek beni rahatlatıyor. İyi kitaplar her yaşta okunmalı bence, yetişkin - çocuk fark etmez. Hemen listeme Calvino'nun diğer masal kitaplarını da ekledim! 

Azıcık Acıklı Masallar kitap yorumu
Azıcık Acıklı Masallar

> Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş'tan okuduğum ilk eser. Sinir, öfke, "utanç" ile ilerleyen ruh halim, sayfalar ilerledikçe, yerini hüzne bıraktı. Etkileyiciydi! Kısa olsa da neler sığdırılmış neler, konsantre adeta! İçeriği derin, verdiği mesajlar, duyguların aktarımı muazzamdı. Sayfalara serpiştirilen illüstrasyonlar da güzeldi. Yazarın kalemini sevdim, diğer eserleriyle tanışmaya can atıyorum. Her ne kadar çocuk kitabı şeklinde algılansa da yetişkinler için olanından! Kesinlikle okunası...

  Ben Bir Gürgen Dalıyım kitap yorumu
Ben Bir Gürgen Dalıyım

> Kamboçya Elçiliği, "İnci Gibi Dişler" adlı övgülerle bahsedilen eserin yazarı, Zaide Smith'in eserlerine kısa kitabıyla başlamak istedim ama o ne derinlikti! Irkçılık ve kölelik kavramlarının ince ince işlenip sıradan hayatlar üzerinden yansıtılan hikayeyi okumak güzeldi ve benim için iyi başlangıçtı. Bir öyküde olması gereken üç tanımlama mevcuttu; kısa, öz, vurucu!


Kamboçya Elçiliği kitap yorumu
Kamboçya Elçiliği

> İnsan Vücudu Tiyatrosu, biyoloji, anatomi hiç bu kadar zevkli gelmemişti. Sayısalcı olsam da en fazla yanlışımın çıktığı alandı, ben de yıllar sonra bir daha göz atmak istedim. İskelet haliyle selamlayıp vücut bulmasıyla finale sürükleyen, çizgi bilim romanı, severek keyifle okudum. Bence herkesin evinde olmalı, komplike değil, öyle beklenti olmasın tabi ki! Temel bilgiler, basit ama öğretici nitelikte, özellikle çocuğu olanlar kaçırmasın diyorum, "yardımcı kaynak" olarak tanımlanıyor, en azından bir inceleyin. Keşke ders kitapları da böyle sempatik olsaydı, daha akılda kalıcı olurdu! Maris Wicks'e ve bilime tutkusuna hayran kaldığımı da söylemeden edemeyeceğim hem eğitimci hem de çiziyor, böyle yetenekli, yaratıcı kişilere imreniyorum!

İnsan Vücudu Tiyatrosu kitap yorumu
İnsan Vücudu Tiyatrosu


> Eyfel Kulesi Kadar Bulutu Yutan Küçük Kız, Romain Poertolas'ın kitapları için seçtiği isimler bir hayli dikkat çekici değil mi? "Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri" de merak ettiğim diğer kitabı! Hayatı buluta bağlı olanların hikayesiyle başladım ve isabetli tercih, sıradaki belli!
Tebligat Noktagil, Parisli genç bir postacı kadın, Zehra ise Marakeş'te küçük bir kız çocuğu. Anne olmak isteyen ama olamayacak bir kadınla annesiz bir çocuğun yolu hastane odasında kesişir. Fantastik, masalımsı bir serüven...
Bir insanın hayatı iki buluta bağlı olabilir mi? Ciğerleri dağlayan ve göğü karartan bulutlara? Peki, delilik yerini aşka bırakırsa aşk kanatlandırır mı? İnsan uçabilir mi mesela? 
Zamazingo'nun bir berber salonuna gittiğinde muhabbeti ilerletmek adına anlattığı hikaye, işte bu ikilin hikayesi ama hikayenin sonu? Zamazingo'ya göre nasıl, berbere göre nasıl? Okuyanlar siz hangisini beğendiniz? 
Okurken hem güldüm hem adrenalini hissettim hem içim burkuldu derken sona varınca bir esinti, vay dedim, ne güzel finaldi! İçeriği de çok zengin ve çeviri muazzam, hakkını yememek lazım!

Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız kitap yorumu
Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız

> Enayinin Portföyü, Kurt Vonnegut'un daha önce hiç yayınlanmamış yedi öyküsü olarak tanımlansa da ek kısımla buçuğu da var, bilim kurgu şeklinde yazdığı sonu olmayan, yarım kalan bir öykü. 
Yaratıcı yazarlık derslerinde öğretilen ilk kural şudur; bence de iyi kuraldır: "Bildiğinizi yazın."
Vonnegut da bildiğini yazmış... kısa, okuması oldukça keyifli hele ki ilk hikaye, en sevdiğimdi! Zamana düşman adamın hikayesi, beyin yakacak cinstendi! Başlangıç için seçtiğim bu eser beni tatmin etti, bir sonraki tercihim "Kedi Beşiği" olacak, çünkü sevdiğim yazar Patrick Rothfuss'un favorilerinde yer alıyor, hem de ilk sıralarda!

Enayinin Portföyü kitap yorumu
Enayinin Portföyü

> Dr. Ox'un Hikayesi, Jules Verne'den ince ironili bir novella. Dr. Ox, birinci sınıf bir fizyolist, garip bir insan. Amacı, Flandre'da, -hayali- Quiquendone kentini aydınlatmak. Tabi bu görünen kısmı! Peki, neden bu kenti seçmişti? Çünkü kentte hiçbir olumsuz durum yok! Sakin, huzurlu, durağan bir kent... Kentin yöneticileri bile hiçbir önemli karar almak zorunda kalmıyor. Dünyadan kopuk yaşayan bu ütopik kent için bir anda dengeler değişir. Doktor, deney için kent sakinlerini kobay olarak kullanır. Bilim maalesef ki vicdansız kişilerin elinde çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Severek okuduğum, eğlenceli  bir eserdi, tavsiyemdir, keyif alacağınızı düşünüyorum.

Doktor Ox'un Deneyi kitap yorumu
Doktor Ox'un Deneyi

> Özgürlük Hapishanesi, Micheal Ende'nin sekiz öyküden oluşan kitabı. Yine sınırları zorlayan, sınır ötesinde bir dünyaya yolculuk... Sekiz hikayede beni en çok etkileyen hikayeler; uzunluğu belli olan ama sonuna varılamayan Borromeo Colmi'nin Koridoru, içi olmayan Varoştaki Ev, yer altına hapsedilmiş gölgelerin labirent evreni Mişraim'in Katakompları ve verdiği etkileyici mesajla İslam dünyasında geçen Özgürlük Hapishanesi oldu. 
Keşke Ende'nin kitapları yeniden basılsa, baskısı yok, stoklarda yok, sahaflardan veya nadirkitap sitesinden yana şansınızı deneyebilirsiniz.

Özgürlük Hapishanesi kitap yorumu
Özgürlük Hapishanesi

Biz Ölümlüler, Canavarın Çağrısı ile sevdiğim yazarlar arasına girmişti, Patrick Ness. Biz Ölümlüler'i de gözü kapalı aldım, araştırmadım, kitapla ilgili yapılan yorumları dahi okumadım, gerçi genelde sonra okuyorum, malum spoiler durumları. İki kitabı kıyaslamak çok manasız, çünkü tamamen farklı! Ve bu kitap çok farklı! 
Bölüm başlarında fantastik ögelerin olduğu hikaye yer alıyor, asıl hikaye ise daha çok Mickey ve ailesi üzerinden ilerliyor. Ve her şey lisede ki indie çocuklardan birinin ölümüyle başlıyor. 
Olağandışı olayların farklı şekilde ortaya çıkabileceğini hatta sıradan gözükebileceğini, keşfedilmesi ve, elimizde olanın da kıymetini bilmemiz gerektiğini enteresan şekilde kaleme almış, yazar. 
Okuması kolay, akıcı, hızlı ilerleyen bir kitap ama zevk aldım mı? Hayır, maalesef ! Beklentimi hiç karşılamadı, değişik olmasına değişik ama  "ee ne olmuş, ne yapayım?" demeden edemedim. Çerezlik bir şey arıyorsanız iyi bir alternatif olabilir, ne çok kötü ne de iyi bir kitaptı. Tercih sizin.

Biz Ölümlüler kitap yorumu
Biz Ölümlüler

> Gül Mevsimidir, Kurtuluş Savaşı zamanında İzmirli genç bir kadının asilliğini, ilk aşkını, yaşlılığını anlatan bir uzun öykü. Nihayet tanışabildim "Edebiyatın olayı" Füruzan'la. Yazarın üslubu biraz değişik, devrik cümleler var, şiirsel ilerlemeler var, kelimelerin raksı var, var da var, kısa olmasına rağmen etkileyici bir anlatım! Vuslata ermeyen aşk bu kadar güzel anlatılırdı herhalde... Tavsiyemdir, okunmalı! Hikayenin sonunda Gül Mevsimidir üzerine Füruzan'la Erdal Öz'ün konuşması yer alıyor, almak konusunda tereddüt ederseniz, orayı da bir okuyun derim.

Gül Mevsimidir kitap yorumu
Gül Mevsimidir

> Kısa Öykünün Büyük Ustaları, kitaplar arasına serpiştirdiğim kısa öyküler... Hem etkileyici hem de çevirisi muazzam, bence okunası, tavsiyemdir.

Kısa Öykünün Büyük Ustaları kitap yorumu
Kısa Öykünün Büyük Ustaları

Steelheart, fantastik türünde kitap okumayı sevdiğim için Brandon Sanderson'ı bugüne kadar okumamak büyük bir kayıpmış, net bir şekilde anladım. Kurguda süper kahramanlar yer alıyor ama bildiklerimizden değil! Sanderson, ara ara ip uçları veriyor, kafa karıştırıp dikkat dağıtmasını da iyi beceriyor! Hem gerçi, verilen tepki ve aksiliklerle hem de fantastik, ters köşelerle. Baştan sona kadar temposunu hiç kaybetmeyen, merakı dinç tutan anlatım hakimdi, final ise muhteşemdi, sadece biraz daha soru işareti bekliyordum, seri kitabı olduğu için ama esas olan üzerine yoğunlaşmıştı. 
Epik, fantastik, distopya tarzındaki kitap, 8 yaşındaki David'in babasının başına gelen ve şahit olmaması gereken olayla başlıyor, 10 yıl önce dünyada meydana gelen felaket sonucu insanlar, süper kahramanlara, Epiklere dönüşmesiyle şekilleniyor. Epikler, iyi niyetli olmanın aksine, güçlerini insanlar üzerinde kullanan,  farklı yeteneklere sahip, kolay kolay ölmeyen tür. Tüm Epikleri sindiren, yenilmez, en güçlü ise Steelheart. Böyle bir hiyerarşi sisteme karşı direnen Asiler. İntikam amaçlı Asilere dahil olan David. Bir tarafta olağanüstü güçlere sahip Epikler, bir tarafta Epiklerin açıklarını arayıp yok etmeye çalışan Asiler. 
Aksiyonun eksik olmadığı esrarengiz dünyaya şahit olmak istiyorsanız, buyurun, tavsiyemdir! Çok güzeldi, serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum!

Steelheart kitap yorumu
Steelheart 

Geçen ayı böyle kapattım, bakalım Mayıs nasıl geçecek??? 

Londra'da olsam da  okumaya devam!

Kitapla kalalım, herkese keyifli iyi okumalar!!!

Kitap yorumlarımı  @bookandcoffee__ adresimden de takip edebilirsiniz!

Goodreads: Kfenomeni

Twitter: Kfenomeni


G+ topluluk sayfamıza da bekleriz: Blog & Blogger Paylaşımları Kore Fenomeni